20091014
Le Petit Prince !
20090917
Les hommes qui passent
Yine aynı başlık..
Yakın bir vakitte uzerine yazı yazılmış bir şarkı..
Hayatımın renklerini anlatan şarkı...
Ve hepsinin bir anda, sanki hiç olmamış ve varlıklarından haberdar dahil değilmişim haline geldikleri durumlar içerisinde geçen günler...
Sevginin yoğunluğu ve sevginin yokluğu...Grift konumlar, karışık işler, kalp ağrıları, zihni tartışmalar...
Ben her hikayemde sevgiyi ilk sırada yaşarım...Kıskançlık, nefret, çıkar işleri, fiziksel tatminler yoktur...Ve karşımdakini kendim gibi gördüğümden onun da aynı hissiyatta olduğuna inanırım..
Zaman zaman öyle olmadığı ile yüzleşince...Ve en ağır eprövlerle bunu yaşayınca...Gerçekler ile yüzleşmenin, beşer ile muhattap olmanın tavan yaptığı anlar..
Yine de tüm bunlara rağmen....Gittiğini sandığın ve götürdükleri diye düşündüklerin ve oysa ki öyle birşeyin olmadığı...Hep bir tasarrufun hep bir öğretinin olduğu...Acı olanı bile sevmenin ağlatan ama bir yandan da gürül gürül çağlatan etkisi...
Yaşamı sevmeyi sağlayan bir demet öğreti önüme serilen...Kaçmak istemeden, üstüne gide gide, ezerek, ezilerek, genişeyip, yayılarak...Tekamül ederek...
Ben bir kişiyi sevmem, bir dünyayı severim...Herkesi benmiş, beni herkesmiş gibi severim...Bireye ait sevgiler değil beni ayakta tutan ve fakat bireylerin savaşları insanı aşağı çekebilen...Kendini ifade etme arzun ve fakat bunu anlatabilmenin imkansızlığı...
Karşına çıkan 1 elin parmağını geçmeyecek sayıdaki "kıymetlilerin" hakkını vermek..Onlardan sevgini hiç eksiltmemek..Ve inatla hayatında karşına çıkan ve seni gerçek sevgi ile besleyenlerden kaçmadan, korkmadan, hayatta var olmanın anlamına katkıda sağlayacağın olay ve kişi ve maddeden hiçbir şekilde kaçmadan !
Hep umut ederek..Ve her yenilginin bile büyük bir zafer olduğunu hatırlayarak..
Ve hep noktaların birleştiğine inanarak..Geçmişteki noktaların oluşturduğu düz çizgi üzerinde yeni noktaları ekleyerek yürümeye devam etmek..
Ve evet herşey biter ve evet biz gideriz...Gitme vakti gelmiştir, yeniliklere yelken açma zamanıdır..Bilgiyi idrak edip uygulamaya geçiremediğin vakit, bunu dışarıdan bir güç zor ile yapar..Ve sen o noktada yıkılmaktansa, beceremediğin ve nefsine yenik düştüğün noktaları anlayıp, yaşadığın şeyin katkılarını iyice anlayıp yoluna devam etmelisin !
Çok karışık cümleler yukarıda, sadece dökülüverdi...Edebi kurallara sığdıramadım, zorlayamadım düzgün olsun diye..Çünkü bu açılımların yoğunluğu ile 3 haftadır ancak yazıya dökebildim bazı şeyleri !
Ve evet connecting the dots...Zurih ! 1 kasım-1 mart...Herşey için gerekli olan tamamen yalnız olma noktası ve başka bir zihni skalaya sıçrama anının başlangıcı...
Çevreme ve bana yansıyacak güzel etkileri olacağına emin olduğum aksiyon...
Ve gelip de durduk yerde nasıl buluveriyor insanı...Durduk yere değil, tesadüf de değil...Connecting the dots...
I love huckabees (Tesadüfler) ! İzlene..Bahsettiğim şeyleri beşerin algısına yakın olacak şekilde, güzel bir üslupla aktarmış bir film !
20090825
Boncuk Evleniyor !
Ne kadar mutlu bir haber...
Ve Ankara'ya yerleşiyor...
Ne kadar da üzücü...Hayatımın 10 yılında bir fiil en bilinmezlerime ortak olmuş boncuk gözlü'm...
Gidiyor..
Alışılır eminim...Biraz melankoli bastı ne yalan söyleyim!


