20091014

Bir Tren Yolculuğu !











New Me !


Le Petit Prince !



Bu kadar yıkıcı geçen 1,5 ay sonrasında farklı olaylar silsilesinin beni takip ediyor olması, hayatın bir deneyimleme oyunu olduğunun kanıtı gibi..İyinin de kötünün de, doğrunun da yanlışın da olmadığının bir göstergesi..Seçimler vardır, bunların sonuçları vardır...Bu sonuçlara karşı nasıl tavır takınacağın da senin elindedir!Dogmatik bilgilere kanarsan, çok yanılır bol bol örümcek zihinlerin kaygılarına takılırsın...


Evet ne diyorduk; işte Zurih fırtınası öncesi, tamamen topraklanmak adına hayatımın serüvenine doğru yola çıkmıştım..Kendi çapımda, ufak bir serüven olmasını planlıyordum..Oysa ki karşıma neler çıkardı, şaşırttı, hayret ettirdi, ağzımı kulaklarıma vardırdı..


Serüven ilk olarak İstanbul-Adana yolculuğunu İç Anadolu Ekspresi ile 20 saatte alarak başladı ! Ve evet yataklı kompartmanda saatlerce yol almak ve kafana göre takılmak harikaymış ! Bundan sonra fırsatım oldukça yapacağım birşey oldu benim için !


Ve akabinde Adana-Antalya arası, o taptığım yolu otobüs ile dolunayın ışığı eşliğinde kat ettim..Ve gözlerim doldu doldu, taştı...Ne kadar enteresan manzaralarla, ne kadar muazzam ışıltılar ile karşılaştım tarif edemem !


Ve hiç bilmediğim yere tek başıma yolculuğum başladı..Hayatımın ilk tek tatiline doğru gidiyordum..Ne getireceğini bilmeden hem de...Tüm planlarımın değişeceği hiç aklımda değildi hatta..


Ve evet, aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz yerde ben aşık oldum ! Hem de bomboş bir mekanın paylaşıcısı olan 2 kişiden 1'ine..Yani olasılık olarak bakıldığından neredeyse imkansız bir durum benim başıma geldi...Ve gözlerine baktığımda kaybolduğum, hayatımda ilk defa beni kahkahalara boğup tüm düğümlerimi çözebilen birinin kollarında uyumanın ne kadar tatlı birşey olduğu ile tanıştım...


Şimdiye kadar yaşadıklarımın bıraktığı o acı/tatlı tat, büyük haz sanırdım..Meğer ise yalanmış, sadece yaralayıcı çokluğun içerisinde ufak bir sevgi kırıntısıymış.


Bu bal kadar tatlı duygu, tüm tatil planlarımı değiştirmemi ve 6 günümün 6'sını geceli gündüzlü bu güzel gözlü ile geçirmeme neden oldu ! İfade edemiyorum içimdeki duyguları..Ve ifade edemiyorum hissettiklerimin yoğunluğunu ..Sanki 6 gün değil 16 gündü..Ve ortam ve zaman ve kişiler böylesine birşeyi yaşamak için son derece uygundu !


Hikayenin devamı nasıl olacak bilinmez..O orada, ben kah Zurih'te kah burada...Bulacağız bir çözüm yolu ve kaybolacağız birbirimizde, birbirimizi keşfederek !


Seni Seviyorum "Küçük Prens'im" !






























20090917

Les hommes qui passent

Yine aynı başlık..

Yakın bir vakitte uzerine yazı yazılmış bir şarkı..

Hayatımın renklerini anlatan şarkı...

Ve hepsinin bir anda, sanki hiç olmamış ve varlıklarından haberdar dahil değilmişim haline geldikleri durumlar içerisinde geçen günler...

Sevginin yoğunluğu ve sevginin yokluğu...Grift konumlar, karışık işler, kalp ağrıları, zihni tartışmalar...

Ben her hikayemde sevgiyi ilk sırada yaşarım...Kıskançlık, nefret, çıkar işleri, fiziksel tatminler yoktur...Ve karşımdakini kendim gibi gördüğümden onun da aynı hissiyatta olduğuna inanırım..

Zaman zaman öyle olmadığı ile yüzleşince...Ve en ağır eprövlerle bunu yaşayınca...Gerçekler ile yüzleşmenin, beşer ile muhattap olmanın tavan yaptığı anlar..

Yine de tüm bunlara rağmen....Gittiğini sandığın ve götürdükleri diye düşündüklerin ve oysa ki öyle birşeyin olmadığı...Hep bir tasarrufun hep bir öğretinin olduğu...Acı olanı bile sevmenin ağlatan ama bir yandan da gürül gürül çağlatan etkisi...

Yaşamı sevmeyi sağlayan bir demet öğreti önüme serilen...Kaçmak istemeden, üstüne gide gide, ezerek, ezilerek, genişeyip, yayılarak...Tekamül ederek...

Ben bir kişiyi sevmem, bir dünyayı severim...Herkesi benmiş, beni herkesmiş gibi severim...Bireye ait sevgiler değil beni ayakta tutan ve fakat bireylerin savaşları insanı aşağı çekebilen...Kendini ifade etme arzun ve fakat bunu anlatabilmenin imkansızlığı...

Karşına çıkan 1 elin parmağını geçmeyecek sayıdaki "kıymetlilerin" hakkını vermek..Onlardan sevgini hiç eksiltmemek..Ve inatla hayatında karşına çıkan ve seni gerçek sevgi ile besleyenlerden kaçmadan, korkmadan, hayatta var olmanın anlamına katkıda sağlayacağın olay ve kişi ve maddeden hiçbir şekilde kaçmadan !

Hep umut ederek..Ve her yenilginin bile büyük bir zafer olduğunu hatırlayarak..

Ve hep noktaların birleştiğine inanarak..Geçmişteki noktaların oluşturduğu düz çizgi üzerinde yeni noktaları ekleyerek yürümeye devam etmek..

Ve evet herşey biter ve evet biz gideriz...Gitme vakti gelmiştir, yeniliklere yelken açma zamanıdır..Bilgiyi idrak edip uygulamaya geçiremediğin vakit, bunu dışarıdan bir güç zor ile yapar..Ve sen o noktada yıkılmaktansa, beceremediğin ve nefsine yenik düştüğün noktaları anlayıp, yaşadığın şeyin katkılarını iyice anlayıp yoluna devam etmelisin !


Çok karışık cümleler yukarıda, sadece dökülüverdi...Edebi kurallara sığdıramadım, zorlayamadım düzgün olsun diye..Çünkü bu açılımların yoğunluğu ile 3 haftadır ancak yazıya dökebildim bazı şeyleri !

Ve evet connecting the dots...Zurih ! 1 kasım-1 mart...Herşey için gerekli olan tamamen yalnız olma noktası ve başka bir zihni skalaya sıçrama anının başlangıcı...

Çevreme ve bana yansıyacak güzel etkileri olacağına emin olduğum aksiyon...

Ve gelip de durduk yerde nasıl buluveriyor insanı...Durduk yere değil, tesadüf de değil...Connecting the dots...

I love huckabees (Tesadüfler) ! İzlene..Bahsettiğim şeyleri beşerin algısına yakın olacak şekilde, güzel bir üslupla aktarmış bir film !

20090825

Boncuk Evleniyor !

Ne kadar mutlu bir haber...

Ve Ankara'ya yerleşiyor...

Ne kadar da üzücü...Hayatımın 10 yılında bir fiil en bilinmezlerime ortak olmuş boncuk gözlü'm...

Gidiyor..

Alışılır eminim...Biraz melankoli bastı ne yalan söyleyim!